Yayınlandığı dönem içerisinde izleyenlerin dillerinden düşürmediği She Was Pretty 'yi final yaptıktan sonra (beklentilerimi en düşük düzeyde tutarak) izledim. İyi ki bu yolu seçmişim zira böyle muhteşem bir dizinin bölümlerinin gelmesi için beklemek gerçekten çok zor olurdu.
Dedim ya beklentimi düşük tuttum. Hatta bu kadar nesini övüyorlarmış yaa diyerek başladığımı itiraf ediyorum. Ama sonum izleyenlerden pek de farklı olmadı. Gerçekten çok beğendim.
Yıllar sonra ilk aşkını ilk defa görecek olmanın heyecanıyla yaptığı bir
hata yüzünden işleri eline yüzüne bulaştıran Kim Hye Jin...
İlk aşkı zannettiği kızın aslında o olmadığını içten içe fark eden Ji Sung Joon...
Mühim olan iç güzellik diyerek esas oğlandan bile önce Kim Hye Jin 'in
etrafında pervane olan baş tacı Kim Shin Hyuk...
En yakın arkadaşını sırtından bıçaklamakla vicdanı arasında sıkışıp kalmış
iyi niyetinden şüphe edemediğim Min Ha Ri...
iyi niyetinden şüphe edemediğim Min Ha Ri...
Duygusallığıyla, aşkıyla, dostluğuyla, insan ilişkilerine dair verdiği mesajıyla bir bütün oluşturmuştu adeta. Karakterlerinin içtenliği tartışmasız diziyi sevme nedenlerimin başında geliyor.
Herkes bir kez olsun kendisini esas kızın / oğlanın arkadaşı gibi hissetmiştir. İşte She Was Pretty bu sözlerle daha ilk dakikalardan samimiyetiyle kalbimi fethetti.
Her zaman olduğu gibi ikinci erkek karakterin acısı bizim acımızdı. Karakterin sevimliliği, vakur duruşu, acısını yaşayışı içime işledi. Siwon 'u zaten severdim ama bence bu rolle kariyerinin zirvesine tırmandı. Oyunculuğu ve mimikleriyle izleyiciyi mest etti. Tam bu zamanda askere gitmesi de hepimizi üzdü haliyle.








