Giordano Reklam Filmi (2015)

2- 3 gün önce Giordano Korea' nın sonbahar kış reklam videolarini ve resimlerini içeren bir yazı yazmıştım. Hatta çarşamba günü de reklam filmlerinin full versiyonunun geleceğini ve yazımı buna göre düzenleyeceğimi yazmıştım. Ancak gördüğüm reklam filminin düzenlemeyle heba edilmesine gönlüm razı olmadı. 

Reklam filmi gerçekten ayrı bir başlığı olmasını hak ediyor.  
((( Giordano reklam filmleri hep etkileyici olmuştur ama bundan önceki favorime BURADAN ulaşabilirsiniz. )))

Bunu gören Korelilerin bile çok yakışmışlar, birbirlerine çok uygunlar, Giordano altın vuruşunu yaptı tarzında söylemleri var. 

 Her ne kadar Kim Woo Bin hayranı olsam da Shin Min Ah ile ciddi anlamda yakıştıklarını söylemeden edemiyorum. Göz var izan var şimdi yalan söyleyemem :) 
Shin Min Ah 'ın güzelliği, sevimliliği konusunda sanırım hemfikirizdir zaten. 
Bilmeyenler olabilir Kim Woo Bin ve Shin Min Ah özel yaşamlarında gerçekten birlikteler.

Edit:

Gayet romantik, aşk dolu, harika bir reklam kampanyası olmuş bu yıl. Görünenin gerçek olduğunu bildiğimiz içindir belki ne dersiniz? :)

Sevgiler...

Giordano 2015 Sonbahar/Kış

Her sezon başında olduğu gibi bu sezon da Giordano kalplerimizi reklam filmleri ve katalog çekimleriyle içimizi cız etmeye devam ediyor. Bu sezonun diğerlerinden çok daha farklı, çok daha sevimsiz(!). Neden böyle söylediğimi sadece Woo Bin sevenler anlayabilir. Açıklayayım efendim;
Kim Woo Bin ve Shin Min Ah gerçek bir çiftler. Bu üzücü haberi hali hazırda yazın duyurmuştum. Gözünüzden kaçıp şu ana kadar mutlu mesut yaşamış olabilirsiniz. Ya da sağır sultan bile duymuştur bilemedim ama bilin yani. Benim içim yandı sizin de yansın :P
Ay tamam çıkardım içimdeki fangirlü. Ne diyordum... Shin Min Ah zaten yıllardır Giordano 'nun reklam yüzüydü. Geçen yıl Kim Woo Bin kendisinin partneri olmuştu. Bu sonbahar-kış kreasyonunun resimleri ve reklam filmleri de yavaş yavaş gelmeye başladı. 
İşte reklam filmi teaserları. Bu yıl reklam filminin uzun versiyonunu izleyebileceğiz.
Çarşamba günü full versiyon gelecekmiş. Geldiğinde yazıyı editleyeceğim.


Gelen ilk resimler de bunlar. 
Muhteşem görünmüyorlar mı? :(
Kazakların renklerine bayıldım *.*


 Yalnız kız şu şapkaya rağmen güzel -_-
 Çiçeği burnunda çiftimizin ikisinin de,  bir iki ay sonra hemen hemen aynı dönemde dizileri yayınlanacak. Onlara da göz atmak isterseniz Oh My Venus ve Indiscreetly Fondly başlıklarına tıklayarak minik tanıtımlara gidebilirsiniz. 

Bu yılın katalog çekimleri ve videolarının daha anlamlı ve daha romantik olacağı konusunda iddiaya girmek ister misiniz? :)

Little Korea Macerası

Kore restoranı
Kore fanlığı tanımının doğru bir kelime mi olduğunu bilmiyorum. Sanmıyorum hatta sevmiyorum da bu tabiri ama günümüzde öyle bir hale geldi ki Kore sevgisi, artık neyin fanı olduğumuz bile belli değil.

Yıllardır Kore filmlerini, dizilerini severek izliyorum. Bazılarına göre K-Fan ım galiba :) 
Zibilyon tane dizi film izledikten sonra da ramen yememek garip olurdu. Yıllar önce (Türkiye 'de ramenin ilk bulunduğu dönemlerden bahsediyorum ) internetten sipariş ile Leader ramen yemiştim. Acılısı çok hoşuma gitti ki hâlâ rameni acılı yerim. Sonra sonra Kung Fu ramen geldi. Bu iki marka da çok pahalı elbette o zamanın ekonomisinde. Pahalı olduğu için alamayıp salçalı makarna yapıp yerdik ne günlerdi beee! En son Indomie ramen marketlerimize geldi de sürekli yiyebiliyoruz artık.

Yine konudan saptım mı ben. Neyse toparlıyorum hemen. Yıllardan beri de Kore restoranında gerçek bir ramen yemeyi dört gözle bekledim. Bize en yakını Bursa 'da açılmış olan Little Korea. En nihayetinde geçen hafta gidebilme fırsatım oldu.

Damak tadımın geniş olmadığını bildiğim için gitmeden önce sadece ramen yiyebileceğimi tahmin etmek çok da zor değildi. Ancak gittiğimizde ortaya değişik, Kore 'de de gayet popüler olan bazı yemekleri sipariş ettik.

kore mutfağı
Bir heyecan yemeklerin üzerine atladığımız için Bibimbap 'ın resmi maalesef yok. İnternetten bulduğumu koyacağım :) 
Tabağın böyle muntazam bir düzen içerisinde göründüğüne bakmayın. Kore usulü bir şekilde hepsi karıştırılıyor. Bibimbap'ta kullanılan (sanırım balık yağı, başka bir şey aklımıza gelmedi) sos ya da yağ ne olduğundan emin değilim, bir nebze olsun yenilebilir nitelikteki yiyeceği yenilemez kılmış. Sadece ben de değil, masada 8 kişiydik ve hiçbirimizin yiyebileceği bir şey değildi.  
O yüzden benim gibi damak zevkiniz geniş değilse menüden Bibimbap'ı eleyebilirsiniz.


Bu da Dak Kang Jung 'muş. Tavukla yapılan bir yemek olduğu için bizim damak tadımıza uyar gibi geldi. Diğer yemeklere göre daha yenebilirdi. Yağsız pilav ve beyaz lahana ile servis ediliyor. Yerken de marula sarıp yiyormuşsunuz. Usul buymuş diye yaptık biz de :)
kore yemekleri

En son ortak yemeğimiz ise Kimbap 'tı. Serviste sanırım 10 tane vardı ama resmini çekmek sonradan aklımıza gelmişti. Görgüsüz gibi daha tadına bakmadan resmini mi çekeyim canım :D
Soya sosuna batırarak yemek uygunmuş. E onu da sosa banıp yedik. Beklediğimden daha iyiydi diyebilirim. En azından yosun yüzünden okyanusu ağzınıza sığdırmışsınız hissi veriyor çok fazla. Yumurta yemediğim için, içindeki yumurta parçaları rahatsız ettiğinden benim için yenebilir kategorisine maalesef kimbap da giremedi. :(
korean food

Olsundu ben ramenimle de mutluyum. Ramenin tadı enfesti. Acısı mükemmeldi. İnce doğranmış mantar ve salatalık çok yakışmış. Özellikle mantarı evde yaptığınızda da denemenizi tavsiye ederim.
( Kaç senedir yiyorum diyorsun hâlâ çatalla mı yiyorsun demeyin.
Çatallı olan ramen benim değil üstten resmi çekilmiş bi tek bu vardı elimde yoksa chopstick kullanabiliyorum çok şükür. :P )
ramyon

2 tane de tatlı sipariş ettik. Tatlıları bizim için tatlı gibi değil. Malumunuz Koreliler tatlıyı az tüketiyorlar. Adlarını hatırlayamıyorum ama resimlerini aşağıya ekledim. Yine kendi çektiğim resimler değil. Bunların da resmini çekemeden tüketmişiz. Kesinlikle yenebilir tatlardan bu da.

Little Korea 'nın sahiplerinden SuJin oradaydı biz gittiğimizde. Gerçekten çok sıcakkanlı ve işini severek yaptığını görebiliyorsunuz. Yolunuz düşerse Bursa 'da bulunan bu küçük ama çok sevimli olan bu restoranı denemenizi tavsiye ederim. 

Sevgiler...

Kore Günlüklerim 'de Misafirim

Misafir yazar olmak çok hoşuma gidiyor. Geçen defa Nabrut 'a misafir olmuştum. Bu sefer ise sevgili Sawako Kuronuma beni blogunda ağırlıyor.


Uzun zamandır yazmak istediğim K-Dramalardaki 2. beyler hakkındaki postum
Kendisine çok teşekkür ederim. Bana da bir kahveye bekliyorum kendisini. :)

The 100 - Kass Morgan // Okuyucu Yorumu


Okuduğum ilk bilim kurgu romanının The 100 olarak kayıtlara geçirelim. Zira daha önce bu tarzda kitap okuduysam da hatırlamıyorum. Go Kitap 'ın da yayınladığı ilk romanmış The 100.  
Go Kitap farklı kapak tasarımları ve The 100 dizisine konu olmuş ilk kitabıyla da kendini kitap severlere çok çabuk tanıttı ve sevdirdi de. 

The 100 'ın konusuyla ilgili çoğu kişinin bilgisi vardır ancak yine de bilmeyenler için konusundan azıcık bahsedeceğim. Spoiler yapmamaya özen göstereceğim merak etmeyin. :)
Dünyada meydana gelen bir nükleer felaketten sonra hayatta kalanlar çareyi Dünya'yı terk etmekte bulmuşlar ve 300 yıldır da evrenin bir köşesinde, uzay gemisinde yaşıyorlar. 18 yaşına gelmiş hapisteki suçlu çocukları tekrar yargılayıp suçlu bulunmaları taktirde uzay boşluğuna atıyorlar. Sebebi uzay gemisinin taşıyabileceği nüfusun sınırlı olması. Uzay gemisi artık yetmediği için Dünya'ya dönmek isteyen bu insanlar, hem nüfustan azaltmak hem de suçlu çocukları 'yararlı'  bir iş için kullanmak için Dünya'ya yolluyorlar. Dünya yaşanabilir duruma gelmiş mi bakmak için. Bundan sonrası kitabın heyecanlı kısmı... Yalnız azıcık demişim ama çok mu uzun oldu ne?

Dizisini biliyor musunuz bilmiyorum ama diziyle epey farklı gittiğini gördüm kitabın. Dizinin 3-4 bölümünü izlemiştim. Ama farklar bariz olduğu için gözümden kaçmadı.

Kitabın her bölümü farklı bir karakterin yaşadıklarını anlatıyor. Birebir karakterin kendi ağızlarından anlatılmamış. 3. kişi gözüyle anlatılıyor. Bu durumu başta garipsesem de sonradan alıştım. Her bölümün farklı kişiyi anlatmış olması da olayı farklı açılardan görmemizi kolaylaştırıyor.

Kitabın sevmediğim yanı bölümler içinde flashback yapılmış ama normal zamandan ayırt edici bir işaret konmamış. Bu normal mi bilmiyorum okuduğum çoğu kitap bu geçmiş zamanı anlatan bölümü ayırmak için nokta yıldız bir şey koyup ayırıyordu. O an bir noluyoruz durumu yaşayıp bi an sonra ' ha geçmişi anlatıyormuş' diyerek okudum. Biraz kafamı karıştırdı işte.

Bir de okurken rahat değildim. Onun da sebebi kitap kapağının mıknatıslı oluşuydu. Kapak çok güzel ama kullanışlı değil maalesef. Ortalarına geldiğimde mıknatıslı tarafını araya kapatsam karton kırılacakmış gibi geldi. Okurken sağ sayfa üzerine gelen mıknatıslı kapağı ayrıca tutmam gerekti vs. O yüzden bu duruma Go Kitap! ın bir çare bulmasını tavsiye ediyorum. - Ne kadar dikkate alınırım muamma tabii ama :D -

Bunun yanında kapaktaki ışıltılı kısımın da gayet dayanaklı olması gözümden kaçmış değil. Ne var ne yok anlatayım da rahatlayayım. Okurken bu durum çok hoşuma gitmişti çünkü.

İlk kitabın sonu heyecanlı yerde bitti. 2. ve 3. kitaplar da çıktığına göre kısa zamanda onları da okumaya can atıyorum.

Serinin kitapları
1: The 100
2: The 100: 21. Gün
3: The 100: Eve Dönüş

Sevgiler...

Blogger Yorum Sorunu Çözümü

Blogger sorunuma Yardım Çağrısı yazımda haberdar olamadığımız yorumlardan bahsetmiştim. 
Sevgili Blogger arkadaşım Nabrut bu konuda beni bilgilendirdi. Her blogda aslında Beni Bilgilendir kısmı varmış. Ama sanki gözümde bir perde varmış da görmüyormuşum gibi öğrendikten sonra çat diye gözümün önüne geldi yazı. 

Sanırım benim gibi fark etmeyen kişiler varmış bu yazı hepimize faydalı oldu diye düşünüyorum. Yine de görememiş olan kişiler varsa aşağıda kırmızı bir çerçeve içerisine aldım ^^

Yine de yorum attığınız yazıya gelen her yorum için mail gelecek. Direkt sizin yorumunuza yazılmış yanıta özel değil anlayacağınız. 

Blogger Sorunuma Yardım Çağrısı


Yıllardır iyi bir blogger olmak için didinip duruyorum kendi kendime şurada. Yeni insanlarla tanışmak, yeni bloglar keşfetmeyi de seviyorum ama gelin görün ki bloggerın bence o kadar büyük bir eksikliği var ki tüm bu keyfimi kaçırıyor.

Nedir bu sorun Supercel böyle keyfini kaçırıyor derseniz. Şöyle izah edeyim.
 Google 'da aradığım bir şeyi çok güzel anlatan bir blog buluyorum. Bloga yorum yapıyorum. Blog sahibi/sahibesi'nin bana cevaben yaptığı yorumu bana bildiren bir mail ya da bir uyarı olsun istiyorum. Malumunuz geri dönüşler anında yapılamadığı için bir zaman sonra ben yorum gelmiş mi diye bakmayı unutuyorum. Daha fazla zaman geçerse bu sefer de hangi bloga yazdım diye düşünüp duruyorum. Tamam takibe alıyorum blogu ama haber alamıyorum maalesef. 

Edit: Bazı bloglarda haberdar et var ama o da posta gelen tüm yorumları gösteriyor. Bu uygulama Wordpress 'te varmış.

Bu konuyla ilgili araştırma yaptım ama net bir sonuç alamadım. Bir izahı var ve ben bundan bihaber kaldıysam aydınlatılmayı çok isterim.

Şimdiden çok teşekkür ederim ^^

Sevgiler...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Tasarım:Sawako Kuronuma