Kitap Yorumları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kitap Yorumları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kayıp Kurban - Ayla Koca // Okuyucu Yorumu

Merhabalar... 
Tam iki yıl önce pek sevgili Ayla ablamın (Ayla Koca) ilk kitabı Kayıp Ruh Yitik Beden çıkmıştı piyasaya. Kendisini kişisel olarak da tanıdığım için onun kadar ben de heyecanlıydım basım süresince. Kitap çıktı, birlikte blogumda güzel de bir etkinlik düzenledik hatta.

İlk kitabı olmasına rağmen polisiye tarzın sıkı okuyucusu olmayan beni bile içine alıvermişti. Bittikten sonra keşke başka kitaplar da yazsa diye içimden geçirmekle kalmayıp yeni kitap için baskı bile yapmıştım. Aradan biraz fazla zaman geçmiş olmasına rağmen Kayıp Kurban kitabı geçen aylarda piyasaya çıktı. Vakit kaybetmeden kitabı alıp imzalattım. Okumaya başladım. (Merak edenler için; 1. ve 2. kitap birbirinden bağımsızdır)

Ana karakter ölülerle konuşabilen, hayatın soğuk nefesini doğumundan itibaren ensesinde hisseden bir kadın. Tüm zorluklara göğüs gererek düzeltmeye çalıştığı hayatı birdenbire tekrar allak bullak oluyor. Neden olduğu, nasıl olduğu da kitaba kalsın. :)

Kayıp Kurban'ın değindiği en önemli nokta ise çocuk tacizi. Bu durumu yaşamak zorunda kalmış çocuğun hayatının nasıl darmadağın olduğunu çok acı bir şekilde okuyorsunuz. Okudukça romanın kötü kahramanına bir yandan üzülüp bir yandan hak verip yaptıklarını yargılayamıyorsunuz. Bu konudan özellikle bahsettim ki sırf bunun için bile kitabı okuyup toplumda bir farkındalık oluşturmak istedim. 

Dediğim gibi ilk kitap çok güzeldi. Ama Kayıp Kurban kurgusu biraz daha yüksek ve daha ağır bir romandı. O kadar akıcıydı ki bir iki gece sabahladım kitabı okumak için adeta. (Evet hızlı okuma alışkanlığım yok maalesef. Sanki biri okuduğumu dinliyormuşçasına yavaş ve  ahenkle okuyorum. Çoğu kişiye saçma geliyor ama ne yapayım) 

Okuduğunuzda pişman olmayacağınız bir kitap arıyorsanız Kayıp Kurban'a mutlaka bir şans verin. Hazır okuyorken Kayıp Ruh Yitik Beden'i de unutmayın.

Sevgiler...

Devrimin Kızı - Amy Engel // Okuyucu Yorumu

gif
Kurucunun Kızı 'nı okuduktan sonra öyle bir heyecan ve beklentiyle bekledim ki Devrimin Kızı 'nı... Daha kurucunun Kızı 'nı okurken Devrimin Kızı ne zaman çıkacak diye araştırdığımı hatırlıyorum. Çünkü serinin ilk kitabı o kadaar akıcı, güzel, duygusaldı ki devam kitabı da onun kadar güzel olur sanmıştım. 

book gif

Aslında fena başlamadı ama ilk yarısı beni çok sıktı. İlk kitabı okuyanlar bilir; hayatta kalma mücadelesi çok uzatılmış gibi geldi. Ya yazın okunacak kitap değildi ya ben kitap okumak için uygun zamanda değildim. Anlayamadım ne olduğunu ama büyük bir hayal kırıklığı yaşadım. 

Kardeşim de okudu ama o çok beğendi mesela. Çok çabuk okudu. Güzel bir devam kitabı olduğunu söylemişti. Bu da beklentilerimi çok arttırdı. Ama kitap benim elimde resmen süründü. 

reading gif
Kitabı beğenenlerin çok olduğunu bildiğim için sorunun benden kaynaklı olduğunu düşünüyorum. Buna rağmen finalini çok beğendim. Hırsın, egonun fazlasının insanın hayatını nasıl mahvedebileceğinin örneği gibi bir finaldi.  Son sayfalar su gibi aktı ama dediğim gibi ilk yarısı büyüdü gözümde. 

Yine de okuduğuma pişman değilim. Merakla beklediğim bir kitaptı. Siz bana bakmayın ve kitaba bir şans verin tabii okumadıysanız ^^ 

Sevgiler...

Senden Önce Ben (2016)

Me before you gif
Merhaba...
Bu güzel yaz gününde acıklı mı acıklı bir post yazmak ne kadar mantıklı bilemiyorum ama yazmazsam olmaz. Hem kitap hem film. Yazmak için daha iyi bir konu olabilir mi? :)

Yıllaaar yıllar önce çıkan ve neredeyse hepimizin bir furyaya kapılıp okuduğu Senden Önce Ben bu yaz vizyona girdi. Gireli bir kaç hafta oluyor, hatta ben de çıkar çıkmaz izledim ama yazı bu zamanı buldu sorry :) Dediğim gibi yıllar önce kitabını okuduğumda da kitabın çok acıklı ve güzel olduğunu yazmıştım blog yazımda.  Ona da buradan ulaşabilirsiniz. 

Yine aynı yazımda Senden Önce Ben ve Guzaarish 'i kıyaslamıştım. Film de beni şaşırtmadı ve Guzaarish kadar olmasa da epey bir ağlattı. Bir ramazan günü büyük bir hata yaparak izlemiştim Guzaarish'i. Evet büyük bir hata çünkü oruçluyken hönkür hönkür ağlamak çok da mantıklı bir hareket değil arkadaşlar. Ve hatalarından ders almayan ben bu filmi yani Senden Önce Ben'i de sinemada yine oruçluyken izledim. Benim sorunum ne dostum ha?!

Kamu Spotu: Ben yaptım siz yapmayın. Cidden büyük bir hata arkadaşlar.!

Her neyse konusunu vs anlatmaya gerek olduğunu sanmıyorum çünkü artık bunun konusunu bilmeyen kalmadı sanırım. Biz daha güzeli olan oyunculuklara bakalım.

Senden önce ben film gif
Emilia Clarke role çok yakışmış. Khaleesi 'den sıyrılıp Lou olarak gördüğümde (hem de GoT sezonu içerisinde) hiç eğreti gelmedi gözüme. Biraz çılgın olduğunu bildiğimiz Emilia, Lou için gerçekten uygun bir seçim olmuş. 

Senden önce ben kitap
Esas karakterimiz Will ise  Açlık Oyunları serisiyle gönlümüzde taht kurmuş olan Sam Claflin. Zaten sevdiğim bir oyuncunun oyunculuğunu gösterebileceği bir filmde oynaması hoşuma gitti. Mimikleriyle oynanması gereken bir karakter çünkü Will. Sam 'de bence çok güzel kotarmış rolünü. Ama ben kendisini romantik komedide izlemeyi çok isterim. Hali hazırda varsa izleyeyim bir ara ya. :)



me before you gif
Balık hafızamla hatırlayabildiğim kadarıyla kostümler, çekim mekanları gibi detaylar da kitapla birebir işlenmiş. Genel itibariyle film güzel bir uyarlama olmuş. Hoşuma gitti. Birebir işlenen uyarlamaları seviyorum.

senden önce ben gif
Tüm dünyaya karşı gelip hala okumadıysanız ve izlemediyseniz tavsiye edebileceğim ağır dram dolu bir kitap/film. Yazar Senden Önce Ben in devamı olan Senden Sonra kitabını da çıkardı.Ancak bence bittiği yer gayet güzeldi. Devamında saçmalayacağını düşündüğüm için - ha bir de rant sağlamak için yazıldığını düşündüğümden- okumayacağım. Yine de okumak isteyen olursa haberiniz olsun.

Sevgiler...



İyi Kız - Mary Kubica // Okuyucu Yorumu

Ders çalışma, iş falan derken kitap okumak yapmayı en çok istediğim eylemlerden biriydi son aylarda... Bu araya ancak bir kitap sığdırabildim. O da İyi Kız. Uzun süre kitap okumadığım için öyle bir açlıkla okumuşum ki kitabı bir kaç günde bitirdim. Normalde hızlı okuyan biri değilimdir gerisini siz düşünün. 

Gelecek zamanla yazılmış olduğu için (yapıyorum, gidiyorum gibi) bazı arkadaşlarım rahatsız olup okuyamadılar. Bu durum beni en fazla 15 - 20 sayfa rahatsız ediyor sonra alışıyorum. Ama bu kitapta daha erken bile alıştığımı söyleyebilirim. Yazı dili akıcı ve konu bir o kadar güzeldi ki çabucak bitirdim.

Kitap olaydan önce ve olaydan sonra şeklinde anlatılmış. Bu önce - sonra olayını  hikayeye farklı açılardan bakmamı sağladığı için çok severim. Ayrıca hep farklı kişilerin ağzından anlatılmış, kaçırılan karakter hariç; Annesi, kaçıran adam, dedektif... Bu yüzden klasik bir kaçırılan kurban ve onu kaçıran psikopat hikayesi olarak görmeyin İyi Kız 'ı,

Bir çok duyguyu içerisinde barındırıyor; hırs, adalet, sevgi, nefret. Tüm bu duyguları bir arada hissettirebilen okuduğum nadir kitaplardan biri. Çok sıkışık bir zamanımda okuduğum için çarpıcı sonuyla (daha önce bu tarzı çok okumadığım için beni şaşırttı) gerçekten iyi ki bu kitabı okumuşum dedirtti. Böylesine bir son beklemiyordum.

Peki Mia size göre İyi bir Kız mı?

Sevgiler...

Mim; Yayınevleri

Uzun zaman önce Kitap Hayatı 'ndan daha sonra da Kore Fenomeni ninden gelen mim ile karşınızdayım ^^
Hemen başlıyorum cevaplamaya.

1- En sevdiğiniz yayınevi hangisi?
Sanırım en sevdiğim ve en sinir olduğum yayınevi aynı. Pegasus Yayınlarından çıkan kitapları seviyorum ama yayınevinin fiyatları o kadar fahiş fiyatlarda ki artık okuyamıyorum diyebilirim. Pegasus dışında Yabancı yayınlarını da severek takip ediyorum.

2- Bu yayınevinden okuduğunuz bir kitabı kısaca yorumlayın.
Bunu burada kısaca anlatabileceğimi sanmıyorum çünkü Efsane gerçekten uzun uzun anlatılması gereken bir kitap. Okumak için TIK

3-Bu yayınevinden okuduğunuz bir kitaptan bir söz yazın.
Şampiyon - Marie Lu

4-Yazarın başka okuduğunuz ve önerdiğiniz bir kitabı var mı? Varsa adı ne?
Efsane serisi Marie Lu 'nun ilk kitabı. Daha sonra The Young Elites isimli bir kitabı daha çıkmış ama Türkçe'ye çevrilmemiş diye biliyorum.

5- Yayınevinden kitap çıkartsanız ve tutmazsa ne hissedersiniz?
Belki de sırf bu yüzden bile elimi kağıda kaleme sürmüyorumdur kim bilir...

6- Bu yayınevinden almak istediğiniz kitaplar hangileri?
Mucize
Silber
5. Dalga
şimdilik bunlar... 

Veeee gelelim mimlediğim kişilere... (henüz yazmadılarsa tabii :) )

Sevgiler...

Kendime Yeni Bir Ben Lazım - Miranda Dickinson // Okuyucu Yorumu

Arkadaşımla birlikte D&R 'a girdiğimizde ikimizin de okuyabileceği tarzda bir şey arıyorduk. Okuduğumuz tarzlar gerçekten farklı olduğu için bu kitapta karar kıldık. Belki de bize de yeni bir ben kazandırır dedik.

Bir amerikan filmi düşünün. Ama şu klişe olanlarından. :) 
(Yazar ve ana karakter İngiliz ama olsun)
Kendime Yeni Bir Ben Lazım tam da böyle bir kitap. Ana karakter 30larında bir kadın. İş hayatı yüzünden hayatı bir anda tepe taklak olan. Tam herşey raydan çıktı derken aslında gerçekten raya girdiğiniz bir olay oldu mu? İşte Nell aynen böyle bir durumda buldu kendini. Onun yerinde olsanız siz ne yapardınız?!

Instagram daki kitap hesaplarında hep övülen, mutlaka alın okuyun vs. denilen bir kitap olduğunu bildiğim için de şühpe etmeden aldım. (Bir daha böyle bir hataya düşmemeyi umuyorum) Ancak kitabı neredeyse tam bir ayda bitirdim. Öncesinde okuduğum Zehir Ustası kitabını çok kısa sürede okuduğum için reeding slumpa girdiğimi falan da sanmıyorum. 
Kitapta aradığımı bulamadım. Ben daha umut vaadeden, hayallerim için daha çok harekete geçmeyi sağlayacak bir kitap beklemiştim okurken. Ha açılır ha açılacak diyerek ite kaka bir aydan fazla sürede okuyabildim. Yarım bırakmayı sevmediğim için bitirdim. Bir de sonundaki muallakta kalmış şeyleri görmek istedim.

Velhasıl bitirdim ama çok fazla beğenmedim. Bu konuda da çok üzgünüm. Kitabı çok severek ve isteyerek almıştım.
Henüz okumamış olanlara tavsiye; sonu başından belli kitapları sevenler varsa alsın diyebilirim. 

Sevgiler...

Kızılderili ve Çingene - Susan McBride // Okuyucu Yorumu


Sosyal medyada var olan kitap çekilişlerini görmüşsünüzdür. Müptelası olmayan kitapsever kalmadı herhalde. Ben de bir kaç ay önce Eksik Parça yayınlarından beşli kitap seti kazandım.Ve ilk durağım da Kızılderili ve Çingene oldu. Diğer kitaplar hakkında bir fikrim yok ama ben ilk duraktan memnun ayrıldım. ^^ Teşekkürler Eksik Parça deyip yorumuma geçeyim.



Bir yanda 1930'larda yaşayan Kızılderili bir ailenin oğlu olan Hank'i görüyoruz. Kabilesinin olduğu toprakları terk edip hayatın farklı güzelliklerini görme hevesiyle büyükşehire gelir.  Burada bir sirkte hayatının aşkı Nadya ile tanışır. Nadya ile bir aile kurmayı planlayan Hank, istemeye istemeye, yeterli parayı toplayabilmek için atalarından miras kalan doğaüstü güçleri kullanmaya başlar. 
Diğer yanda da günümüzde yaşayan Gretchen 'ı, kardeşlerini, kızını ve Tanrı misafiri bir adamı görüyoruz. Gretchen görme engelli ikiz kız kardeşleriyle birlikte ücra bir kasabada yaşar. Bir gün kopan kasırganın ardından bahçesinde bir adam bulur. Adam kim, oraya nasıl geldi? İşte bu soruların cevabını ve iki ailenin arasındaki bağı merakla okuyorsunuz. 

Bir ailenin dört kuşağı anlatılıyor. Ancak bu gözünüzü korkutmasın. Yazar büyük bir ustalıkla birbirine bağlamış. Kuşaklar arasında gezerken merakla sonunu bekliyorsunuz. Yanı sıra yazarın betimlemelerini de beğendim ben. Olayları, mekanları gözünüzde çok rahat canlandırabiliyorsunuz

Kitabı, konusunu ve yazarın üslubunu sevsem de akıcılık için aynı şeyi söyleyemeyeceğim sanırım. Bazı bölümleri okurken sıkıldığımı itiraf etmeliyim. Ancak merakta bırakan unsurlar kitabı yarım bırakmama engel oldular. 

Neden bilmem bana Sarah Jio 'nun kitaplarını anımsattı okurken. Saf anlatımlı ve tahmin edilebilir olduğu için belki bilemiyorum.

Kızılderililerin doğaüstü güçleri, aile içi buhranlar, yaşanamamış aşk hikayelerinin ve bol bol sevginin anlatıldığı bir kitap. Durağan, mistik, okurken yorulmayacağınız bir kitap arıyorsanız bu soğuk kış günlerinde, fırtınalı temasıyla size rahatça eşlik edebilir. 

Sevgiler...

Tatlı Yalan - Jamie McGuire // Okuyucu Yorumu

Tatlı Yalan 'ı kardeş blog sahibesi Eskaymak ile birlikte okuduk. Maddox Kardeşler serisininin en yeni kitabı Tatlı Yalan. Jamie McGuire 'ın yazı dilini ve  bu serisini seviyorum. O yüzden Kızıl Tepe 'yi çok merak ediyorum ama sıra ona gelmedi kitaplığımda bekliyor.

Spoiler yapmamaya çalıştım ama serinin önceki kitaplarını okumadıysanız sizin için fazla bilgi içeriyor olabilir. Özellikle Tatlı Sır 'ı okumamış olanlara bu uyarım. 

Maddox kardeşlerin en büyüğü Thomas 'tı bu kitapta bizi karşılayan. Thomas 'a Tatlı Sır 'da aşırı aşırısı gıcık olmuştum. Ama sanırım yazar bizi büyüledi. Bu kadar gıcık olduğum bir karakteri sevebilmemin başka açıklaması olabilir mi? :)

Romanın esas kızı Liis bir FBI ajanı. Amirini tahmin etmek çok zor olmasa gerek. Evet tabii ki Thomas. Thomas küçük kardeşi Travis 'in hayatını kurtarmakla delicesine meşgulken ve henüz tam olarak unutamadığı Camille i kalbinden silip atmaya uğraşırken, hayatına bir anda düşüveren Liis ile kafası daha da karıştı. Liis 'in ise tek istediği biraz sükunetti ama yeni şehrindeki ilk gününde hayatını allak bullak edecek kararlar verdi. Bu da beraberinde karmaşayı ve aşkı getirdi.

Liis 'in duyguları çok gerçekçi anlatılmıştı. Thomas 'ı tam sevecekken yaptıkları karşısında sinirden küplere binebiliyorsunuz. Ama her şeye rağmen Thomas 'ı sevdim.

Maddox Kardeşler serisinde Thomas 'ta Travis 'in yerini alamadı maalesef. Travis başka ^^ Hâlâ serinin en sevdiğim kitabı Travis ve Abby aşkını anlatan Tatlı Bela

Tatlı Yalan her şeyiyle güzel olsa da sonu için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Hikaye olarak sonu güzel bir yere varmış ancak biraz üstün körü olmuş gibi. Finali daha detaylı anlatılsa daha güzel olurdu diye düşünüyorum. 
Yine de su gibi okunan bir kitaptı. Seriyi zaten okuyor olanların kaçırmaması gereken bir kitap. Yukarıdaki uyarıma kulak asmayıp yazımı okuyan ama seriye henüz başlamamış olanlardansanız da Tatlı Bela' dan başlayın derim :)


Sevgiler...

Marslı - Andy Weir // Okuyucu Yorumu

The martian
Beybem Eskaymak doğum günümde beni unutmamış hediyelerinin içine Marslı 'yı da eklemişti. Onun tatili, benim tatilim derken elime geçmesi geç olsa da Marslı 'yı film vizyona girmeden okuma fırsatım oldu. Vakitsizlikten bloguma ancak yazabiliyorum ama kitabı o kadar çok beğendim ki; bilim kurgu tarzına henüz yabancı olmama rağmen okuduğum en iyi kitaplar arasına girdi. 

Uzun zaman olmuştu beni bu kadar eğlendiren, heyecan içinde okumamı sağlayan bir kitabı okumayalı. Yazarın ilk kitabı olmasına rağmen dilini çok akıcı ve eğlenceli buldum. Ben bir kitabı okurken kahkaha attığımı hatırlamıyorum. Bu kadar eğlenceli yazılmamış olsa eminim okur üzerinde bu etkiyi bırakmazdı. Konunun gerektirdiği teknik bilgilerin olması, o konularla ilgili bilgisi olmayan kişiler için kitabı anlaşılması zor hale getirmiş olabilir. Zira bazı kimyasal reaksiyonları anlamak için sayısalcı kardeşime danışmak zorunda kaldım :)

Okuyan kesimin o kadar beğenisini kazandı, o kadar övüldü ki; kitabı okumadan önce beklentilerimi karşılamayacağından korktum. Ama sizi temin ederim tüm övgüleri hak ediyor. 
Filme gelecek olursak, ilk yarısının kitapla olan uyumuna hayran kaldım ancak ikinci yarı için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Belli başlı sahnelerdeki atlama ve özellikle son sahne olmak üzere yapılan değişiklik (uzayda olandan bahsediyorum ) de olmasa harika bir uyarlama film olacağı kanısındayım. Yine de genele baktığım zaman asla kötü diyemem. Kitaptaki bazı espriler filme yansıtılsaymış çok çok daha güzel olabilirmiş. Çünkü kitabı okurken filmde bunu nasıl yapacaklar diye merak etmiştim. Yalnız kitabın finali ile filmin finalinin farkı çok hoş olmuş. Kitap da, film de farklı finallerle ama olması gerektiği gibi bağlanarak bitirilmişti. Bu yönlerini de çok beğendim. 

Yazar Andy Weir yeni bir kitap üzerinde çalışmalara başlamış. Uzaylılar, telepati, ışıktan hızlı seyahat gibi konuları içeriyormuş. Merak uyandırıcı konuları işleyecek gibi duruyor. Değişmez ise yeni kitabın ismi Zhek. Yalnız ben yeni kitabı yakın zamanda beklemiyorum. Weir Marslı 'yı 2009 'da yazmaya başlamış. Yörünge mekaniği, Mars'taki koşullar, botanik gibi konularda o kadar çok araştırma yapmış ki yeni kitabı ne zaman gelir Allah bilir :)

Bu kadar beğendiğim bir film ya da kitap yazısı yazmayalı epey olmuş galiba. Marslı yazımı yazarken çok heyecanlıydım. Bir ara izlemeye değmeyen filmler koleksiyoneri gibiydim :) İzlemediyseniz ya da okumadıysanız ön yargınızı bir kenara bırakıp Marslı'ya bir şans verin derim. 

Sevgiler...


The 100 - Kass Morgan // Okuyucu Yorumu


Okuduğum ilk bilim kurgu romanının The 100 olarak kayıtlara geçirelim. Zira daha önce bu tarzda kitap okuduysam da hatırlamıyorum. Go Kitap 'ın da yayınladığı ilk romanmış The 100.  
Go Kitap farklı kapak tasarımları ve The 100 dizisine konu olmuş ilk kitabıyla da kendini kitap severlere çok çabuk tanıttı ve sevdirdi de. 

The 100 'ın konusuyla ilgili çoğu kişinin bilgisi vardır ancak yine de bilmeyenler için konusundan azıcık bahsedeceğim. Spoiler yapmamaya özen göstereceğim merak etmeyin. :)
Dünyada meydana gelen bir nükleer felaketten sonra hayatta kalanlar çareyi Dünya'yı terk etmekte bulmuşlar ve 300 yıldır da evrenin bir köşesinde, uzay gemisinde yaşıyorlar. 18 yaşına gelmiş hapisteki suçlu çocukları tekrar yargılayıp suçlu bulunmaları taktirde uzay boşluğuna atıyorlar. Sebebi uzay gemisinin taşıyabileceği nüfusun sınırlı olması. Uzay gemisi artık yetmediği için Dünya'ya dönmek isteyen bu insanlar, hem nüfustan azaltmak hem de suçlu çocukları 'yararlı'  bir iş için kullanmak için Dünya'ya yolluyorlar. Dünya yaşanabilir duruma gelmiş mi bakmak için. Bundan sonrası kitabın heyecanlı kısmı... Yalnız azıcık demişim ama çok mu uzun oldu ne?

Dizisini biliyor musunuz bilmiyorum ama diziyle epey farklı gittiğini gördüm kitabın. Dizinin 3-4 bölümünü izlemiştim. Ama farklar bariz olduğu için gözümden kaçmadı.

Kitabın her bölümü farklı bir karakterin yaşadıklarını anlatıyor. Birebir karakterin kendi ağızlarından anlatılmamış. 3. kişi gözüyle anlatılıyor. Bu durumu başta garipsesem de sonradan alıştım. Her bölümün farklı kişiyi anlatmış olması da olayı farklı açılardan görmemizi kolaylaştırıyor.

Kitabın sevmediğim yanı bölümler içinde flashback yapılmış ama normal zamandan ayırt edici bir işaret konmamış. Bu normal mi bilmiyorum okuduğum çoğu kitap bu geçmiş zamanı anlatan bölümü ayırmak için nokta yıldız bir şey koyup ayırıyordu. O an bir noluyoruz durumu yaşayıp bi an sonra ' ha geçmişi anlatıyormuş' diyerek okudum. Biraz kafamı karıştırdı işte.

Bir de okurken rahat değildim. Onun da sebebi kitap kapağının mıknatıslı oluşuydu. Kapak çok güzel ama kullanışlı değil maalesef. Ortalarına geldiğimde mıknatıslı tarafını araya kapatsam karton kırılacakmış gibi geldi. Okurken sağ sayfa üzerine gelen mıknatıslı kapağı ayrıca tutmam gerekti vs. O yüzden bu duruma Go Kitap! ın bir çare bulmasını tavsiye ediyorum. - Ne kadar dikkate alınırım muamma tabii ama :D -

Bunun yanında kapaktaki ışıltılı kısımın da gayet dayanaklı olması gözümden kaçmış değil. Ne var ne yok anlatayım da rahatlayayım. Okurken bu durum çok hoşuma gitmişti çünkü.

İlk kitabın sonu heyecanlı yerde bitti. 2. ve 3. kitaplar da çıktığına göre kısa zamanda onları da okumaya can atıyorum.

Serinin kitapları
1: The 100
2: The 100: 21. Gün
3: The 100: Eve Dönüş

Sevgiler...

Şampiyon - Marie Lu // Okuyucu Yorumu

Bu seri gerçekten Efsane ^^ Tamam tamam çok kötü, çirkin bir espri yapmaya çalıştım özür dilerim ama okuduktan sonra siz de aynı benim gibi bu çirkin espriyi yapmak isteyeceksiniz.

Aradan çok vakit geçirmeden kitapları birbiri ardına okumakla çok iyi etmişim. Diğer türlü seriye yazık olurmuş gerçekten. İlk iki kitapta olduğu gibi heyecan Şampiyon'da da tavan yapmıştı. Bu kitapta kaçma kovalamaca artık bir tık daha azaldığı ve savaş başladığı için sürekli bir heyecan yaşıyorsunuz. Kendimle ters düşmek istemem ama ben Deha'yı yani 2. kitabı daha hızlı okudum. Belki sıcaktandır bilemiyorum ama asla kitabın kötü oluşundan kaynaklanmadığını söylemeliyim. 

Şampiyon 'a başlamadan önce finali ile ilgili yediğim spoiler sayesinde kitabın neredeyse tamamının farkında olup sadece ne şekilde sonuca ulaşacaklarını merak ederek okudum. Yani finali bilseniz bile keyifle okuyorsunuz. ^^

Daha önceki yazılarımda da bahsetmiştim. Efsane serisi distopya kitaplar içerisinde en beğenerek okuduğum seriler arasında yerini aldı. Kurucunun Kızı yine de bu seriyle boy ölçüşemez ama bu iki seri son zamanlarda okuduğum en iyi distopyalar diyebilirim.

Day, June ve sevgili seçmen Anden 'i özleyeceğim. Siz de bu maceraya atılmaya henüz karar vermediyseniz fikrinizi tekrar gözden geçirmenizi tavsiye ederim. 

Serinin diğer kitaplarının yorumlarını okumak için :
1: Efsane
2: Deha 
3: Şampiyon 



Sevgiler...

Kurucunun Kızı - Amy Engel // Okuyucu Yorumu


Çıktığı ilk günlerde büyük yankı uyandıran, sürekli resmi çekilip paylaşılan ve her okuyan tarafından da övgü yağmuruna tutulan Kurucunun Kızı gerçekten tüm övgüleri hak ediyor.
Kitabı bitirdiğinizde devam kitabı The Revolution of Ivy  bir an önce çıksa da okusak dedirtiyor. Yakın zamanda bu kadar merakla devamını sabırsızlıkla beklediğim Efsane - Deha kitapları olmuştu sanırım.

Yazarın üslubunu beğendim. Okuyan herkesin ortak düşüncesi hem akıcı -ne zaman başlayıp ne zaman bitirdiğinizi anlayamıyorsunuz- hem de konu olarak güzel kurgulanmış. Distopya kitapların olmazsa olmazı 15 - 20 yaş grubu konsepti Kurucunun Kızı'nda da var. Daha önce distopya kitapların bu yaş grubunu kapsıyor olması beni biraz olsun garip hissettiriyor demiştim ama bu kitapta kurgu gereği yaşın ufak tutulması gerekiyor o yüzden anlayışla karşılıyorum. ^^

Gelelim konusuna... Bir ülke düşünün iki aile tarafından kurtarılmış ve kurulmuş olsun. Bu ülkeyi tek bir başkan yönetebilir elbette.  Diğer taraf ise öylece beklemeye sabrı kalmamış durumda. Ülke tek ama bölgelere ayrılmış durumda . Bu ülkeyi barış halinde tutmanın ise başkana göre tek çözümü bir tarafın erkekleriyle diğer tarafın kızlarının 16 yaşında evlenmesi gerektiği. Başkanın oğlu Bishop ve Kurucunun kızı Ivy 'nin evlenmesinin ardında ise büyük bir suikast planı var. Bundan sonra Ivy 'nin kime güveneceğini çok iyi seçmesi gerek.

Distopya olmasına rağmen Kurucunun Kızı çok sakin bir kitaptı. Belki de en güzel tarafı buydu. Romantik etmenler hiç acele etmeden eklenmiş hikayeye. Aşk unsurunu o kadar hoş harmanlamış ki yazar, distopya okuyormuşsunuz gibi hissettirmiyor çoğu zaman. 

Distopya kitaplarına ara vermek istediğimi bir süre okumayacağımı söylemiştim. Yine de son zamanlarda okuduğum ve bloga yorumladığım kitaplar hep distopya oldu değil mi? Bu kitapları okuduğum için pişman değilim hele ki Kurucunun Kızı gerçekten okuyanı pişman etmeyen bir kitap. Kitapla ilgili aklınızda soru işaretleri varsa bir kenara bırakıp şans vermenizi tavsiye ederim. Sizi de pişman etmeyeceğinden şüphem yok. ^^

Sevgiler...

Şahane Hatalar: Talih Kuşu - Heather McElhatton

şahane hatalar cumartesi
Blogumu açtığım ilk zamanlar bu kitabın 1. si Şahane Hatalar 'ı okumuştum. Güzel bir tesadüf sayesinde kütüphanede serinin 2. kitabı Şahane Hatalar; Talih Kuşu 'nu bulup aldım. Bu kitap sayfaları ard arda çevirdikçe okuyabildiğiniz bir kitap değil. Kitabın ana karakteri sizniz ve her bölümün sonunda çıkan yol ayrımlarına göre kararınızı verip yazarın yönlendirdiği sayfaya gidiyorsunuz.

Seri şu an 4 kitaptan oluşuyor.
- Şahane Hatalar
- Şahane Hatalar; Talih Kuşu
- Bira Kadın ve Şahane Hatalar
- Şahane Hatalar; Cumartesi
- Şahane Hatalar; Yeni Hayat
Şahane Hatalar; Sınav

Her kitabın teması farklı. Bu kitabın ana konusu adından da belli olacağı üzere talih kuşu. İlk bölümde piyangodan kazandığınız parayı nasıl değerlendireceğiniz seçeneğiyle başlıyor. Ben ilk denememde bir kaza sonucu can verdim. Ama yaşımı almış ve aklımı kullanarak daha da zenginleşip, paraya para dememiştim. ^^


Yalnız ilk iki kitabı okumuş biri olarak söylemeliyim ki; çok eksiği olan bir seri. Mesela edebi herhangi bir unsuru yok. Tamam edebi kaygı taşımadan yazılmış. 500- 600 sayfa olmasına rağmen tüm kitabı okuyamıyor olmanız da paramı boşa mı verdim acaba diye düşünmenize sebep oluyor. Çünkü -ilk kitapta da aynısı olmuştu- maksimum 1 saat  içinde ilk hayatımın sonuna gelmiştim bile. Eksik yanlarından bir diğeri de 1-2 sayfa sonra karakterinizin hayatında aradan yıllar geçmiş halde bulabiliyorsunuz.

Şahsen kütüphanede rast gelmesem asla almayacağım kitaplardan biri budur.
Size sunulan yol ayrımlarından başka bir şekilde hayatınızı yaşayamıyor olmanız da ayrı bir sıkıntı. Seçim anına geldiğim bir kaç bölümde önüme çıkan iki seçeneğin de hoşuma gitmediği ama mecburen seçtiğim durumlar olmuştu.

Bakalım siz neler yapacaksınız. Umarım kazandığınız parayı çok çok iyi kullanıp, muhteşem bir hayat yaşarsınız. Unutmayın herkes ikinci bir şansı hak eder ^^

Sevgiler...

Deha - Marie Lu // Okuyucu Yorumu

Herkes ramazanda bir sürü kitap okudu. Ben de onlardan biri olmak isterdim ama açken ben ben değilim gerçekten. Bırakın kitap okumayı dizi / film bile izleyesim gelmiyor. 

Elbette fırsat buldukça okumaya çalışıyorum. Hazır Efsane 'nin üzerinden çok geçmemişken Deha 'yı okumayı uygun buldum. Pegasus Yayınları 'ndan çıkan bu seri gerçekten en iyi distopya serilerinin arasında yerini aldı. Açlık Oyunları ilk göz ağrım olduğu için onun yerine koyamıyorum maalesef.

Bilmeyenler için seri 3 kitaptan oluşuyor. İlk kitap, Efsane. Deha ise ara kitap. Ama ara kitap olmanın verdiği sıkıcılık, ağırlık, boşluk bu kitapta yok. Yazar gerçekten işini biliyor. 

İlk kitabı çok hızlı okuduğumu söylemiştim. Deha da Efsane ile yarışır düzeydeydi. Akıcıydı ve merak unsuru Deha 'da daha fazlaydı. Ara kitabın merak unsurunu bu kadar iyi kullandığı nadir örneklerinden biri diyebilirim. 

Yine ilk kitaptaki gibi hem June 'un ağzından hem de Day 'in ağzından okuyoruz kitabı. Bu her iki cepheden de kitaptaki tüm detayları görebilmenizi ve karakterlerin ruh halini rahatça hissedebilmenizi sağlıyor. Bu şekilde okuduğum bir diğer kitap Yandaş 'tı ancak Veronica bu iki karakter ağzından anlatma işini bence Marie gibi mükemmel yapamamıştı. Marie 'nin ciddi anlamda bu işte usta olduğunu düşünüyorum.

Karakterler hakkında da bir şeyler söylemem gerekirse... June 'a hak verdiğim onlarca olay oldu bunun yanı sıra Day 'e de bir o kadar sinirlendiğim yerler vardı kitapta. Karakterinin verdiği asiliği June üzerinde kullanıyor olması zaman zaman sinirinizi bozmuyor değil. İşte bu zamanlar için alternatif erkek karakterimiz Anden var. Sağlam bir Day hayranı değilseniz benim gibi gönlünüz yeni gelen prens Anden 'e feci halde kayabilir. ^^  Bir de Tess var. Küçük Tess artık Day için hissettikleri hakkında kendinden emin. Okurken gıcık etse de şöyle bir düşündüğümde hak vermiyor değilim hani.


Yakın zamanda Şampiyon 'u okumak için sabırsızlanıyorum. Çünkü Deha öyle heyecanlı bir yerde bitiyor ki son kitabı bekletmek yürek ister. 

Serinin diğer kitapları;
1 - Efsane
2 - Deha 
3 - Şampiyon

Sevgiler...

Tatlı Sır - Jamie McGuire // Okuyucu Yorumu


Yazar Jamie McGuire 'ın daha önce Tatlı Bela kitabını okumuştum. Maddox kardeşlerden Travis 'in yeri hâlâ başkadır bende. Tatlı Bela 'dan sonra çıkan Ayaklı Bela kitabı aynı hikayenin farklı kahraman gözünden yazılmış haliydi ve Belalı Düğün de hikayenin mutlu sonuydu.
 Yazarımız kitaplarının birbirine bağlantılı olmasını hoş bulmuş olacak ki, sonradan çıkardığı Tatlı Sır ve Tatlı Bela kitaplarının erkek karakterleri kardeşler. Bu tarz sevimli ayrıntılar benim çok hoşuma gittiği için kitap çıktığında okuma listeme almıştım. Ancak okumak için yeni fırsat buldum. 

Türkçe adını kitabın içeriğine gayet uygun seçmişler. Okurken bir 'sır' muhabbetidir gidiyor. Bazı zamanlar sizi sıksa da sizi yer yer tahmin etmeye sevk ediyor. Benim tahminlerim tam olarak çıkmış olmasa da bir nebze yaklaşmış olduğum için mutluyum. Sır gerçekten büyük bir sır.

Yine de benim için bir Tatlı Bela seviyesine erişemedi. Ben o kitabın karakterlerini ve yaşadıkları aşkı daha çok sevmiştim. Tatlı Sır bu bakımdan tatmin etmedi diyebilirim.

Yabancı yayınlarının kitaplarını gerçekten çok seviyorum. Romantik tarzda kitapların en güzellerini bizimle buluşturan yayın evlerinden biri. Ayraçlarının mükemmelliğini de göz ardı edemem. 

Yalnız bu kitapta okuyucu olarak rahatsız olduğum bir kaç şeyi söylemeden geçemeyeceğim ki bunlar çevirideki hatalar. Keşke bir düzenlemeden daha geçseymiş. Kadın karakterin erkek kardeşlerinin kendinden küçük olduğu belirtildiği halde sürekli ağabeylerim demesi okurken kitabı düzeltmeme sebep oldu. Bazıları için önemsiz olabilir ama okurken bu tarz şeylere dikkat edenler için olmasa daha güzel olurdu diye düşünüyorum.

Kitabı Eskaymak blogunun sahibi Esra ile okuduğum için onun yorumlarına da bakmak isterseniz buyurun blog linki BURADA.

Trendeki Kız - Paula Hawkins // Yorum


Bu zamana kadar hiç polisiye kitap okumamışım galiba ve bu büyük eksiklikmiş gerçekten. Daha önce okudum mu diye düşündüm ancak hiç aklıma gelmedi. Okuması çok zevkliydi. Polisiye tarzında ilk okuduğum romanın bu kitap olması uygun oldu mu bilmiyorum.Gerçi tarzı polisiye olsa da daha çok gizem gibiydi. -Yanlış düşünüyorsam söyleyin-

Konusundan habersizken kitabı ilk gördüğümde kapağına aşık oldum diyebilirim. Belki de bu kadar çok okunmasının en önemli sebeplerinden biri kapağıdır. Gerçekten kapağı ve cildi göz dolduruyor. Kapağının yanı sıra internette dönen tanıtımların etkisiyle Trendeki Kız beni kendisini okumaya teşvik etti. 

İçeriğinden bahsedecek olursam; kitap 3 karakter tarafından anlatılıyor.3 ü de kadın karakter ve üçünün de psikolojisi bozuk, iç dünyalarında çok fazla sorun yaşayan tipler. Bu kadar çok karaktere rağmen içlerinden herhangi birine de ısınamadım. Kendime yakın hissettiğim bir karakter çıkmadı içlerinde. Özellikle ana karakter Rachel'ın sürekli alkol alıp ne yaptığını bilmeyen tavırları okurken çileden çıkardı beni.

3 Kadın da olayı kendi gözlerinden anlatıyorlar. Kitap boyunca her bölüm farklı bir zaman dilimini anlatıyor. Bu da birazcık kafanızın karışmasına, önceki sayfalara dönüp hangi karakterdi ve hangi zaman dilimiydi diye kontrol etmenize sebep oluyor. Benim için çok sorun teşkil etmedi. Belli bir yerden sonra zaten alışıyorsunuz. Ama ara verip elinize aldığınız zaman haliyle hangi karakterde olduğunuzu karıştırabilirsiniz. O yüzden ara vermeden okumanızı tavsiye ederim. Gerçi kitap kendisini elinizden bırakmanıza izin vermiyor.

Ben mi safım yoksa anlayamadım mı bilemiyorum ama yazar, olayla ilgili ürettiğim tahminlerimi hep çürüttü. Kitabı okumamış olanların keyifle okuyabilmeleri için daha fazla detaya girmek istemiyorum. Trendeki Kız ile yolculuğumuz merak uyandıran, kısa ve keyifli bir yolculuk oldu. Umarım siz de bu yolculuğa çıkabilen okurlardan olursunuz ^^


Sevgili Sawako 'nun da Trendeki Kız yorumunu okumak isterseniz TIK.

Sevgiler...


Yandaş - Veronica Roth // Okur Yorumu

Uyarı: Yazı SPOILER içerir. Seriye başlamadıysanız ya da henüz diğer kitapları okuyorsanız Yandaş 'ı okumadan yazımı okumayın. 


Uyumsuz serisinin son kitabı Yandaş 'ı okumamış olmayı dilerdim. Böyle güzel bir seri akıllarda ancak bu kadar akılda kalıcı(!) bu kadar mesaj içerikli(!) bu kadar yoğun duygulu bitirilebilirdi herhalde.
Kız versiyonunu hayal edin :)

İlk iki kitaba nazaran olay döngüsü benim için daha karışık bir kitaptı. Yandaşlar, Topluluksuzlar, Yönetici Büro, bu kategorilere sığmayıp nereye ait olduğunu anlamaya çalışan kitabın esas karakterlerinin olduğu grup vs derken; kim kimdi, kim kimin için çalışıyordu gibi bir sürü soru dolaştı aklımda. Halbuki o kadar da karmaşık bir düzen yoktu ama okurken kaçırdığım yerler olduğunu sanıyorum.

İlk iki kitap Tris 'in gözünden anlatılmıştı ancak Yandaş hem Tris 'in hem de Tobias 'ın gözünden anlatılıyordu. Bu da Tobias 'ın iç dünyasına yolculuk demekti. Tris 'e olan sevgisini daha da gözümüzün önüne seren sayfalardı. Ama eksi yanı şuydu ki karaktere tam adapte olamadım. Ara verip elime aldığım zaman kimi okuyordum ya diyip bir kaç sayfa geri gitme durumunu çok yaşadım.

Bunun yanı sıra son 150 sayfaya kadar ufak tefek, kayda değer olmayan ekşınlarla resmen kandırıldığımızı düşünüyorum. Nasıl ki Kore dizilerinde final bölümünün son 20 dakikasında olayı toparlar bitirirler aynen öyle olmuş. Bütün olayı son 150 sayfada bağlanması hoşuma gitmedi. 
Bu açıdan ilk kitabın ekşınını daha iyi bulduğumu düşünüyorum.

Her şey bir kenara  kitabın sonunda yazarın okuyucuya bu denli ağır vurmasının sebebini ' akılda kalıcı olmak istiyorsan darbe indir ' düşüncesiyle yazdığına inanıyorum. Zira 3 kitap boyunca beladan belaya atlayan esas karakterin bi - iki kurşunla öldürülmesini de etik bulmadım :/ Uğruna savaştığı amaç uğruna öldü diye düşünüyorsanız ben sizden değilim. Bilin yani.


Yazar Uyumsuz ve Yandaş arasında ince ve hoş bir bağ kurmuş. 
Fargirlleri ve fanboyları için şuraya bırakayım.
Bu son olayla, bende ek kitap Dört 'ü okuyacak heves bırakmadığını söyleyebilirim. Zaten olayların başlamadan önceki kısmını anlatıyormuş. Şu sinirim geçtikten sonra belki okuyabilirim.
Serinin kitapları sırasıyla;
3- Yandaş
Ek kitap- Dört
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Tasarım:Sawako Kuronuma