abd filmleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
abd filmleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Passengers (2016)

Fragmanlarıyla, mini tanıtım filmleriyle sabırsızlıkla beklediğim ama sinemada izleme şansına erişemediğim Passengers 'ı sonunda izledim. Bu kadar bekledin değdi mi diyeceksiniz. Bence değdi. 
Açıkçası Jennifer Lawrence sevgim yüzünden bekliyordum filmi en çok ancak film beni daha güzel karşılayamazdı. Chriss Pratt 'den bahsediyorum. Anlamışsınızdır. Daha önce Chriss Pratt 'i izlediğim bir film vs olmamıştı. Buna rağmen acayip sevdim. Gerek oyunculuğu gerekse kendisi olsun en sevdiğim aktörler sıralamasına girdi :)

Yanlış hatırlamıyorsam bu filmi IMAX  olarak da vermişlerdi. Yine yanlış hatırlamıyorsam uzay, yıldızlar falan derken bu filmi IMAX ekranında izlemenin daha güzel olduğunu duymuştum. Üzerinden çok zaman geçti kusura bakmayın hafıza kendini imha edebiliyor arada sırada :) O sebeptendir ki bu filmi sinemada izleyemediğim için çok üzüldüm izledikten sonra. 

Gelecekte teknoloji bu filmdeki seviyeye gelse bile (o kadar da zengin olduğumu varsayıyorum) yine de böyle bir maceranın içine kendimi atmam diye düşünüyorum. Hadi diyelim uzayda herhangi bir yere gittik geri geldiğimizde yıllar geçmiş olacak ve tanıdığım tek bir kimse bile olmayacak. Gerçek bir yalnızlık bu olur herhalde insan için. 

Velhasıl filmi izlediğim için pişman değilim. Uzay ve aşk filmlerini seviyorsanız kesinlikle şans vermelisiniz. Vasat bir film değildi ama başyapıt da değildi. Keyifli vakit geçirebileceğiniz, ailece izlememenizi tavsiye edeceğim bir film.

Sevgiler...

The Truman Show (1998)


Çocukken izlediğim ve beğendiğim filmleri vakit buldukça tekrar izliyorum. En sevdiklerimden biri de Truman Show 'dur. Çocuk aklımla bunun kült bir film olduğunun farkında olmadan sevmiştim ben. Yalnız o zamanlardan belliymiş iyi filmden nasıl da anladığım ^^

Truman show gif
Film kardeşimle yaşıt olduğu için daha önce izleme şansına nail olamamıştı. Filmin ismini duymuştu en sevimli repliğini biliyordu ama ısrarlarıma karşı koyup izlemiyordu. Dün akşam son bir ısrar dalgasıyla kanına girip harika bir film izlemesine vesile oldum. (Ne kadar gurur duyulası bir proje) 
Aklına nerden düştü derseniz şu sıralar Fox Tv de yayınlanan Nolur Ayrılalım dizisinin bu filme göndermeler yaptığını çoğunuz anlamışsınızdır. (Anlamadıysanız da artık biliyorsunuz) Kardeşim de benim gibi filmlerin dizilerin birbirlerine yaptığı atıfları sevdiğini bildiğimden bu fırsatı kaçırmadım.

Hazır konusu açılmışken buna da değinmek isterim. Neler benziyor?!
Benim gördüklerimden ilki ve en belirgin olanı tabii ki esas oğlanın haberi olmadan kendisinin hayatının programının yapılıyor oluşu. Aynı şekilde Truman 'ın da durumdan haberi yoktu. 

İkincisi Turgay yani yönetmenin yaptığı programın adı... Tru-Guy Show. Burada da Truman Show 'a gönderme yapıldığı bariz. Evet yönetmenin adı Turgay oluşuyla da bağlantısı vardır elbette.
Jim carrey

Üçüncü ve bence en detay olanı ise iki yönetmenin de tarzları birbirine benzer. Hatta yüzükleri en dikkat çekici benzerlikleri. Ah bir de el hareketleri var unutmamak gerek. 

Tahminlerime göre daha sonra da esas kız olayı olacaktır ama şimdilik kalsın. O durum tam gelişmediği için yazmaya gerek yok :) Tabii ben yazıyı hazırlayana kadar dizi final yaptı umarım başka kanalda devam eder. Güzeldi. 

Velhasıl filmi hala izlememiş olanlarınız varsa hiç düşünmeden açıp izlemenizi tavsiye ederim. Jim Carrey 'nin bence en güzel rolü buydu. Bir de Sil Baştan var es geçmeyeyim.
Yapım yılının eski oluşuna aldırmayın. Unutmayın en güzel filmler eski olanlardır ^^

Sevgiler...

Senden Önce Ben (2016)

Me before you gif
Merhaba...
Bu güzel yaz gününde acıklı mı acıklı bir post yazmak ne kadar mantıklı bilemiyorum ama yazmazsam olmaz. Hem kitap hem film. Yazmak için daha iyi bir konu olabilir mi? :)

Yıllaaar yıllar önce çıkan ve neredeyse hepimizin bir furyaya kapılıp okuduğu Senden Önce Ben bu yaz vizyona girdi. Gireli bir kaç hafta oluyor, hatta ben de çıkar çıkmaz izledim ama yazı bu zamanı buldu sorry :) Dediğim gibi yıllar önce kitabını okuduğumda da kitabın çok acıklı ve güzel olduğunu yazmıştım blog yazımda.  Ona da buradan ulaşabilirsiniz. 

Yine aynı yazımda Senden Önce Ben ve Guzaarish 'i kıyaslamıştım. Film de beni şaşırtmadı ve Guzaarish kadar olmasa da epey bir ağlattı. Bir ramazan günü büyük bir hata yaparak izlemiştim Guzaarish'i. Evet büyük bir hata çünkü oruçluyken hönkür hönkür ağlamak çok da mantıklı bir hareket değil arkadaşlar. Ve hatalarından ders almayan ben bu filmi yani Senden Önce Ben'i de sinemada yine oruçluyken izledim. Benim sorunum ne dostum ha?!

Kamu Spotu: Ben yaptım siz yapmayın. Cidden büyük bir hata arkadaşlar.!

Her neyse konusunu vs anlatmaya gerek olduğunu sanmıyorum çünkü artık bunun konusunu bilmeyen kalmadı sanırım. Biz daha güzeli olan oyunculuklara bakalım.

Senden önce ben film gif
Emilia Clarke role çok yakışmış. Khaleesi 'den sıyrılıp Lou olarak gördüğümde (hem de GoT sezonu içerisinde) hiç eğreti gelmedi gözüme. Biraz çılgın olduğunu bildiğimiz Emilia, Lou için gerçekten uygun bir seçim olmuş. 

Senden önce ben kitap
Esas karakterimiz Will ise  Açlık Oyunları serisiyle gönlümüzde taht kurmuş olan Sam Claflin. Zaten sevdiğim bir oyuncunun oyunculuğunu gösterebileceği bir filmde oynaması hoşuma gitti. Mimikleriyle oynanması gereken bir karakter çünkü Will. Sam 'de bence çok güzel kotarmış rolünü. Ama ben kendisini romantik komedide izlemeyi çok isterim. Hali hazırda varsa izleyeyim bir ara ya. :)



me before you gif
Balık hafızamla hatırlayabildiğim kadarıyla kostümler, çekim mekanları gibi detaylar da kitapla birebir işlenmiş. Genel itibariyle film güzel bir uyarlama olmuş. Hoşuma gitti. Birebir işlenen uyarlamaları seviyorum.

senden önce ben gif
Tüm dünyaya karşı gelip hala okumadıysanız ve izlemediyseniz tavsiye edebileceğim ağır dram dolu bir kitap/film. Yazar Senden Önce Ben in devamı olan Senden Sonra kitabını da çıkardı.Ancak bence bittiği yer gayet güzeldi. Devamında saçmalayacağını düşündüğüm için - ha bir de rant sağlamak için yazıldığını düşündüğümden- okumayacağım. Yine de okumak isteyen olursa haberiniz olsun.

Sevgiler...



Marslı - Andy Weir // Okuyucu Yorumu

The martian
Beybem Eskaymak doğum günümde beni unutmamış hediyelerinin içine Marslı 'yı da eklemişti. Onun tatili, benim tatilim derken elime geçmesi geç olsa da Marslı 'yı film vizyona girmeden okuma fırsatım oldu. Vakitsizlikten bloguma ancak yazabiliyorum ama kitabı o kadar çok beğendim ki; bilim kurgu tarzına henüz yabancı olmama rağmen okuduğum en iyi kitaplar arasına girdi. 

Uzun zaman olmuştu beni bu kadar eğlendiren, heyecan içinde okumamı sağlayan bir kitabı okumayalı. Yazarın ilk kitabı olmasına rağmen dilini çok akıcı ve eğlenceli buldum. Ben bir kitabı okurken kahkaha attığımı hatırlamıyorum. Bu kadar eğlenceli yazılmamış olsa eminim okur üzerinde bu etkiyi bırakmazdı. Konunun gerektirdiği teknik bilgilerin olması, o konularla ilgili bilgisi olmayan kişiler için kitabı anlaşılması zor hale getirmiş olabilir. Zira bazı kimyasal reaksiyonları anlamak için sayısalcı kardeşime danışmak zorunda kaldım :)

Okuyan kesimin o kadar beğenisini kazandı, o kadar övüldü ki; kitabı okumadan önce beklentilerimi karşılamayacağından korktum. Ama sizi temin ederim tüm övgüleri hak ediyor. 
Filme gelecek olursak, ilk yarısının kitapla olan uyumuna hayran kaldım ancak ikinci yarı için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Belli başlı sahnelerdeki atlama ve özellikle son sahne olmak üzere yapılan değişiklik (uzayda olandan bahsediyorum ) de olmasa harika bir uyarlama film olacağı kanısındayım. Yine de genele baktığım zaman asla kötü diyemem. Kitaptaki bazı espriler filme yansıtılsaymış çok çok daha güzel olabilirmiş. Çünkü kitabı okurken filmde bunu nasıl yapacaklar diye merak etmiştim. Yalnız kitabın finali ile filmin finalinin farkı çok hoş olmuş. Kitap da, film de farklı finallerle ama olması gerektiği gibi bağlanarak bitirilmişti. Bu yönlerini de çok beğendim. 

Yazar Andy Weir yeni bir kitap üzerinde çalışmalara başlamış. Uzaylılar, telepati, ışıktan hızlı seyahat gibi konuları içeriyormuş. Merak uyandırıcı konuları işleyecek gibi duruyor. Değişmez ise yeni kitabın ismi Zhek. Yalnız ben yeni kitabı yakın zamanda beklemiyorum. Weir Marslı 'yı 2009 'da yazmaya başlamış. Yörünge mekaniği, Mars'taki koşullar, botanik gibi konularda o kadar çok araştırma yapmış ki yeni kitabı ne zaman gelir Allah bilir :)

Bu kadar beğendiğim bir film ya da kitap yazısı yazmayalı epey olmuş galiba. Marslı yazımı yazarken çok heyecanlıydım. Bir ara izlemeye değmeyen filmler koleksiyoneri gibiydim :) İzlemediyseniz ya da okumadıysanız ön yargınızı bir kenara bırakıp Marslı'ya bir şans verin derim. 

Sevgiler...


Parallels (2015)

paralel evren
Bilim kurgu - aksiyon tarzı filmleri çok severim. Başka evrenlerin olduğu paralel dünyaların varlığı ilgimi çeker. İzlemek için film ararken ismine ve afişine gördüğüm an tav oldum Paralel 'in. 

Azıcık konusundan bahsedeyim; afişinde gördüğünüz binanın içine giren insanlar binanın değişim saatine denk gelirlerse binadan çıktıklarında kendini farklı bir evrende buluyorlar.
Konusu güzel oyuncuları da iyiydi bence ama film bittiğinde film boyunca aklıma yerleşen tüm soru işaretleri havada kaldı. İzlemeden önce yapmam gereken araştırmayı sonra yaptığımda öğrendim ki film aslında sadece Amerika'da vizyona girmiş ve aslında bir dizinin pilot bölümü gibi birşeymiş. İnsanların tepkilerini ölçmek için vs.

Tüm bunları bilmeden izlerken filmi çok beğendim 'pilot' bölüm olmasına rağmen. Gerçekten tam dizi olacak kapasiteye sahip. Bu filmimsi şeyi izleyin ya da izlemeyin diyemem meraklısının haberi olsun en azından ^^

Sevgiler...


The Rewrite (2014)


Hugh Grant... 20 li yaşlarının ortasına gelmiş genç bayanların, hepsinin değil belki ama çoğunun ilk gençlik yıllarında hayran olduğu isim.  - Şimdi böyle yazınca kendimi epey yaşlı hissettim ama neyse - Yaşına rağmen hâlâ karizmasını koruyor. Tamam yakışıklı diyemem belki artık ama karizması yerinde. Bu filmle de bunu görmüş oldum.

Bir kaç ay önce afişine denk gelip altyazısını beklediğim filmi sonunda izleme fırsatını yakaladım. Gençliğinde yazdığı senaryo ile tüm Hollywood sineması severlerini kendine hayran bırakmış ama daha sonra bu ayarda senaryo çıkaramadığı için işleri kesat giden bir adamın mecbur kaldığı için ücra bir üniversitede öğretim üyeliği yapmasını konu alıyor.

İtiraf ediyorum konusuyla ilgili hiçbir bilgim yoktu hatta afişinden vasat bir film olduğu aşikârdı ama neylersiniz Hugh Grant oynuyordu ve izlemeliydim. :) Maalesef ki bu film de beklentilerimi karşılamadı sevgili okuyucum. Aralarda dönen birkaç espri ve ailenizle kaliteli zaman geçirip birbirinizi ne olursa olsun sevin mesajı dışında filmi izletebilir faktör bulamıyorum. Bu sebeptendir ki Hugh Grant sevdanız yoksa filmi izlemenizi tavsiye etmiyorum.


Blogumu takip eden biriyseniz bu aralar izlediğim filmlerden çok da keyif almadığımı fark etmişsinizdir. En azından sizler için izlenmemesi gereken filmler listesi çıkarabilecek düzeye geldim değil mi ? :) Ah yoksa ben mi filmleri beğenmiyorum? Ne dersiniz??? 

Kuralsız / Veronica Roth

Zaman ne çabuk geçiyor yahu. Uyumsuz postunu sanki geçen ay yazmış gibiyim. 1 yıl geçti ve Kuralsız da sinemalarda vizyona girdi. 
Kitabı filme gitmeden hemen önce okudum ki bu durum yararıma oldu. Filmdeki olaylara değişikliklere daha çok hakimdim o yüzden. Balık hafızalı bir insan olduğum için detaylar aklımdan uçup gidiyor. 


Kardeşim Kuralsız 'ın Uyumsuz 'a göre daha yavaş ilerlediğini söylemişti ancak bir önce okuduğum Fısıltı- Çığlık kitaplarından bunaldığımdan benim için su gibi aktı diyebilirim. Kitaptan sıkılmadım ama konu itibariyle esas karakterlerin sürekli bir yerden bir yerlere yolculuk halinde olmaları belli bir sayfadan sonra kafamın karışmasına sebep oldu. Yine de Dört 'ün varlığı yeterdi ve Kuralsız 'ı da Uyumsuz kadar keyifle okudum.

Uyumsuz 'da Cesurluk topluluğundan kaçan Tobias, Tris ve arkadaşları topluluklarda oluşan çatırdamalar yüzünden sisteme çare arıyorlar. Detaylı konu açıklaması yapıp okumayan ve izlemeyenlerin keyfini kaçırmak istemem.

Filmde kitaba kıyasla gözle görülür değişiklikler yapmışlardı. Filmin sonu ve kitabın sonu aynı kapıya çıksa da gidiş yolları farklıydı. Bu oynamaların belli bir süreye sığdırmak istedikleri için yapıldığını düşünüyorum. Esas karakterlere bu sebepten özen gösterip kitaptaki yan karakterlere filmde yer verilmemesini de bu süre kısıtlamasına bağlıyorum. Yine de filmin kötü olduğunu söylemiyorum elbette. 


Uyumsuz' un filmini izlediyseniz ya da kitabını okuduysanız vizyondan kalkmadan Kuralsız 'ı izleyerek gününüzü güzelleştirebilirsiniz. Şimdiden iyi seyirler. Eğer filmi izleyip kitabı okuyanlardansanız düşüncenizi aşağıya yorum olarak bırakmanızı 'dört' gözle bekliyorum ^^


Sevgiler...

In Your Eyes (2014)


Telepatik gücünüz olsun ister miydiniz? Hiç tanımadığınız birisiyle hiçbir teknolojik cihaz olmadan üstüne üstlük kilometrelerce uzaktayken konuşabilmek hoşunuza gider miydi? In Your Eyes bu sorularınıza cevap verebilecek nitelikte çekilmiş bir film. 
Youtube'da gezinirken fragmanına denk geldim. İlk 20 saniye sonra bu filmi izlemeliyim diye kararımı vermiştim ^^ Neyse ki pişman etmedi ve beklentilerimi karşıladı.
Filmin büyük çoğunluğunda başrol oyuncuları kamera karşısında yalnız olmalarına rağmen bu kısımlar sizi hiç sıkmıyor aksine merakınızı arttırıyor.


Zoe Kazan 'ın canlandırdığı Rebecca dışarıdan mükemmel görünebilecek bir yaşama sahiptir. Doktor bir eş,  lüks bir yaşam... Ama tüm bunlar Rebecca 'yı mutlu etmeye yetmez. Michael Stahl David 'in canlandırdığı Dylan ise hayatın tekmesini attığı genç bir adamdır. Bir gün bir anda birbirlerinin beyinlerine sızmış olduklarını fark ederler. Bu andan sonra aslında hayatlarının ne kadar boş ve huzursuz olduğunu keşfederler. Birbirlerinin en iyi arkadaşı oldular. Peki ya sonra bu kadar aynı hissederken sadece arkadaş olmak ikisine de yetecek mi dersiniz?

İşte o çok hoşuma giden fragman bu...



Predestination (2014)

kader

Zamanda gitmeli gelmeli, izlerken beynini yerinden çıkaracak derecede karışık, kendini iki üç kez izletebilen filmleri severim. Predestination da onlardan biri. Filmin konusuyla ilgili hiçbir şey söylemek istemiyorum. Ne kadar az şey bilirseniz film hakkında izlerken o kadar dehşet içinde kalacağınızdan eminim.

paradox

Bu film için seçilebilecek en iyi oyuncular seçilmiş olmalı. Ethan Hawke ve Sarah Snook. Özellikle Sarah Snook. Ne demek istediğimi filmi izlediğinizde anlayacaksınız.

Bundan sonrası için spoiler yapacağım. İzlemeyenlerdenseniz buradan sonrasını kesinlikle okumayın.
Ama izledikten sonra mutlaka spoiler ötesini okumaya beklerim. Filmin konusunun nereden çıktığını yazdım. Gerçekten çok ilgi çekici.

paradoks


SPOİLER 



Filmin konusu aslında All You Zombies hikayesinden geliyor. 
1958 yılında Robert A. Heinlein 'in kaleme aldığı öyküdür All You Zombies. 
Hikayesini özetlemek yerine şu videoyu bırakmak istiyorum hem görsel hem de daha akıcı olması adına...


Senaryo bu hikayeden uyarlanmış diyebiliriz. 
Sürükleyici ve beyin yakan bir filmdi. Siz beğendiniz mi? Ben daha şu dakikadan anlamıştım olayı diyeniniz var mı?
Ya da ben olsam ne dolap döndüğünü anladığım anda oradan giderdim dediniz mi?

Not : Bunun gibi paradokslu filmler önerebilecekseniz lütfen önerinizi esirgemeyin.

Labirent; Ölümcül Kaçış

The maze runner

Filmi çıkan seri kitaplardan bir yenisiyle karşınızdayım. Distopik kitapları okumayı seviyorum. Bu da güzeldi ama filminin daha iyi olacağı kanısında olduğum kitaplardan. Okumamın üzerinden bayağı bir zaman geçtiği için fazla detay veremeyeceğim. Sanırım kitapta aradığımı bulamadım.

Yazarın dilini akıcıydı ancak heyecanlı bir kitap olması gerekirken o kadar da merak uyandırıcı değildi bana göre. Ek olarak bölüm sayısı 60'ı falan bulmuştu galiba. 10-15 sayfada bir bölüm değiştirdiği oldu. Bu biraz tuhaf gelmişti daha önce böyle bir şeye rast gelmedim.

Spoiler yapmamaya çalışarak konusundan bahsetmek isterim.
Thomas 'ın hafızasını yitirmiş bir şekilde, neden ve nasıl geldiğini anlayamadan kendini bir labirentin içinde bulmasıyla başlıyor kitap. Fakat bu labirentte sadece Thomas değil kendisi gibi genç erkeklerden oluşan bir topluluk var. Buradaki hiç kimse Labirent'e neden geldiğini bilmiyor. Yapabildikleri tek şey ise gün ışığıyla birlikte açılıp gecenin çökmesiyle kapanan labirentin çıkış yolunu bulmaya çalışmak. 

Hikaye distopik demiştim. E distopya olan yerde insan ürünü varlıklar olmaz mı olur. Yazar James Dashner bu konuyu da unutmamış. Kitapta Izdırap Verenler olarak geçen bu yaratığımsı varlıklar gecenin çökmesiyle ortaya çıkıp önüne çıkan ne varsa yok etmeye başlıyorlar. 

Izdırap verenler


Kitabın size kapana kısılmışsınız gibi bir his vermesi gerekirken maalesef olmuyor. İsminin bile beni daha çok gerdiğini söyleyebilirim. 

Gelelim filmine. Tam da tahmin ettiğim gibi; filmi kesinlikle kitabına göre daha güzel olmuş. Tabii ki her macera/distopik kitabın filmi daha güzel olacak diye bir şey yok, tamamen yazarın kitaba heyecan katamamasından kaynaklanıyor
.

Thomas karakteri için Dylan O'brien'ı seçmelerine çok sevindim, Teen Wolf'ta patlayan oyunculuğunu devam ettirmesi için çok iyi oldu ve hakkını vererek de oynamış. 

Ve bir de Newt karakteri vardı. Filmin sonuna kadar ''eheh 13 yaşındaki bebe'' diyerek izledim ama yaşını öğrenince şok oldum. 24 yaşındaymış. Yaşına göre benden daha çocuksu bir yüzü gördüğüm için mutluyum, huzurluyum.


Filme kitabı okumayan bir arkadaşımla gittim, okumamasına rağmen gayet güzel anladı ve çok da beğendi. Yani illaki okuyup da gideyim diyeceğiniz filmlerden değildi. Zaten kitabı da o kadar çok ezdim ki, okuyacağınız varsa da hevesinizi kırmış olabilirim. :) 
Özür dileyerek yazımı sonlandırıp, sessizce uzaklaşıyorum. ^^

Hoşça kalın...


Follow my blog with Bloglovin

Eğer Yaşarsam / Gayle Forman

If I Stay


Eğer yaşarsam bir süre önce görüp 'aman acıklıdır bu yahu hiç kasmaya gerek yok' dediğim kitaplardan biriydi. Geçenlerde film arayışı içindeyken If I Stay / Eğer Yaşarsam filminin fragmanına denk geldim. Ve fragmanı yarısında kapattım. Bu benim filmi beğendiğimi ve gereksiz spoiler yemek istemediğimin göstergesidir :)


Bunun kitabı da vardı önce onu okumalıyım diyerek birkaç gün içinde kitabı bitirdim. Kitap 250 sayfa civarında yani bazılarınız bir günde bile bitirebilir. Benim gibi kitaptan ayrılmak istemeyenlerse elinde adeta süründürür. Neyse kendimce minimum düzeyde spoiler vererek konusundan bahsedeyim.
Mia anne-babası ve kardeşiyle birlikte Oregon'da yaşayan, küçüklüğünden beri çello çalan, çoğu gencin sahip olmak istediği bir sevgiliye ve hayata sahip olan  17 yaşında bir genç kızdır. Mia ve ailesi karlı bir kış günü çıktıkları seyahatte kaza geçiriler. Anne babası olay yerinde ölürler, Mia ise komaya girer. Komada kaldığı süre içinde kazadan önce yaşantısının nasıl olduğunu; ailesiyle, sevgilisiyle ve en yakın arkadaşıyla olan anılarını anlatır. Peki Mia ailesinin yanına gitmeyi mi yoksa hayatta olan sevdikleriyle zor bir yaşama başlamayı mı seçecektir?

Kitabı okurken 'Mia ben olsaydım seçimim ne olurdu? 'diye kendimi sorgulamadan edemedim.

Eğer yaşarsamMia


Kitap akıcı ve insanı kendine bağlayıcıydı ama yine de bana eksik gelen birşeyler vardı. Belki bi parça duygu eksikti bilemiyorum yahut bana öyle geldi. Kitaba kendimi tam anlamıyla veremedim belki de. Çoğu kişide olduğu gibi son bölümde gözyaşı falan dökmedim. Ortalarda bir yerlerde gözlerim yaşardı o kadar.
Mia 'nın sürekli geçmiş ve bugün arasında gidip geliyor olması gözünü korkutmasın. Yazar geçişleri net ama yumuşak bir biçimde yapmış.

Eğer yaşarsam

  Kitabın devamı Sen gittiğinde, Mia'nın erkek arkadaşı Adam'ın gözünde anlatılıyor. Çok fazla bilgim yok kitapla ilgili ama Eğer Yaşarsam ile aynı zaman dilimini kapsamadığını söyleyebilirim.

Yani şiddetle tavsiye ederim gibi şeyler söyleyemeyeceğim. Duygusal ve durağan kitap sevenler bir şans verebilirler. Yanı sıra filminden beklentim daha fazla dediğim gibi kitaba başlama sebebim de film.


Sevgiler...



The Great Gatsby (2013)


"Toy çağımda bir öğüt vermişti babam, hala küpedir kulağıma. 'Ne zaman' demişti, 'birini tenkide davranacak olsan, hatırdan çıkarma, herkes senin imkanlarında gelmemiştir dünyaya!'' işte F.Scott Fitzgerald böyle giriş yapmış Muhteşem Gatsby romanına. Edebiyat tarihinin en iyi 100 giriş cümlesinden biriymiş.


Okumak istediğim fakat fazla eski bir kitap olduğu için gözümü korkutan bu yüzden okuyamadığım bir kitap Muhteşem Gatsby ama bir gaflet anıma denk geldi ve filmini izledim. Önce filmi izlediğim için ilerde kitabı okuduktan sonra pişman olacağım gibi geliyor ama şimdilik pişman değilim iyi ki izlemişim. Belki kitabı bu kadar vurucu bu kadar sürükleyici bulmayacaktım bilemiyorum. 

Konusu durağan ama merak uyandırıcıydı. Kafa yoruyorsunuz, ara sıra mistik şeyler bekliyorsunuz ama hiçbir şey umduğunuz gibi çıkmıyor. Açıklığa kavuşan bir olayın ardından merak edeceğiniz başka şeyler çıkıyor ve bu da durağan olan filmi izlemenize olanak tanıyor.


Titanik'ten tanıyıp bildiğimiz Leonardo DiCaprio diğer filmlerinde olduğu gibi bu filminde de döktürmüş. Filmi onun için izlemeye başladığımı inkâr edemem. Oscar'ı hak eden bir performanstı bana kalırsa.

Eklediğim resimlerden de anlayacağınız kadarıyla Di Caprio beni büyüledi. ^^

Di Caprio 'yu ve '20 lerin Amerikasının o şaşalı yaşamlarına ilginiz varsa mutlaka izleyin.
Yoksa da izleyin film çok güzeldi :)


Ufaktan spoiler içerebilir...
Kitapta durum nedir yapacağım bu yorum ne kadar sağlıklı olur bilmiyorum ama filmi izlediğimde bana sinir krizleri geçirten ana karakter Daisy 'i anlamakta güçlük çekmedim değil hani. Normalin aksine bir erkeğin sadakatine,  aşkı için birçok şeyi göze alabilmesine karşın; kadının ise bütün bu olanlara rağmen kafasının bu denli karışık olmasının nedenini pek çözebilmiş değilim. Belki de filmde doğru yansıtılmadı, emin değilim. Kitabı okuyan ya da filmi izleyen arkadaşların bu konuda yorumlarını gerçekten merak ediyorum.

Sevgiler...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Tasarım:Sawako Kuronuma